23 Eylül 2009 Çarşamba

Aynı Gün Washington DC NASA Merkezi

M.Griffin, bilgisayarını kapatmış, ceketini almak için portmantoya doğru yönelmişti o sırada kapının önünde beliren sekreteri “Bay Griffin, ben çıkıyorum, iyi akşamlar” dedi Griffin, ceketini giyerken “İyi akşamlar” dedi ve çantasını alıp kapıya doğru yürüdü, dışarı çıkıp kapısını kilitledi. Beyaz duvarlı uzun holden geçip asansörün önüne geldi, asansörü çağırmak için parmağını düğmeye götürecekken asansörün aynı katta olduğunu gördü ve şaşırdı, çünkü biraz önce sekreterinin aşağıya indiğini düşünüyordu “Liv, burada mısın ben iniyorum” dedi ses gelmeyince asansörün kapısını açıp içine girdi, tam düğmeye basacakken asansörün kapsısı açıldı ve karşısında iki tane iri yarı siyah takım elbiseli adamı gördü onlar içeri girdikten sonra arkalarından onlara nazaran daha kısa boylu ve göbekli birisi daha girdi, yüzüne bakınca çekik gözleri Asyalı olduğunu hemen ele veriyordu. Griffin, karşısında gördüğü insanları tanımıyordu ve şu saatte burada herhangi bir misafirinde olamayacağını bildiği için tedirgin gözlerle onları izledi, iri kıyım adamlardan biri asansörün kapısını kapatıp zemin kat için düğmeye bastıktan sonra Asyalı adam elini uzattı
“Merhaba bay Griffin, ben Atoyo Masaki, hep sizinle tanışmayı isterdim o gün bugünmüş”
Griffin, kendisine doğru uzatılan ele, ardından adamlara bakarak
“Siz kimsiniz? Burada ne işiniz var?” dedi ve elini sıkmadı.
Masaki, gülümsedi ve uzattığı elini indirerek
“Bunu birazdan öğreneceksiniz, biraz sabırlı olun” dedi sonra sağındaki adamına bakarak gözüyle Griffin’i gösterdi, o da Griffin’in üzerini arayarak ve onun tüm karşı koymalarına rağmen cep telefonunu aldı, asansör durduğunda dışarı çıktılar. Griffin’in gözü kapıdaki güvenlik görevlilerini aradı ama ikisini de göremedi, başını sol tarafında yürüyen Masaki’ye döndürüp “Ne istiyorsunuz?” diye sordu Masaki, Griffin’in gözlerine bakmak için kafasını kaldırdı ve konuşmaya başladı
“İlk önce bizimle kısa bir yolculuk yapmanızı istiyoruz” dedi onla beraber yürüyen iri yarı iki adama bakarak “Değil mi çocuklar?” deyip güldü, yanındakiler sadece kafalarını sallamakla yetindi. Ama Griffin, durumdan hiç hoşnut değildi dışarıya adım attıklarında kapının önünde duran jeep’i gördü, bir şey söylemedi çünkü yanında onu kolunda tutup götüren iri yarı bir adam vardı, Masaki, Griffin’e arka kapıyı açtı ve “Oturun bay Griffin” dedi ve jeep’in arkasından dolanıp kendiside oturdu, herkes jeep’e binmişti Masaki, “Gidelim” dedi biraz önce Griffin’in kolundan tutan adam jeep’i sürmeye başladı , Griffin hala şaşkınlığı üzerinden atabilmiş değildi, kim olduğunu bilmediği insanlara bilmediği bir yere gidiyordu yan tarafta oturan Masaki’ye dönüp “Nereye gidiyoruz?” dedi Masaki,küstahça gülerek “Siz Amerikalılar çok meraklı ve sabırsızsınız” Griffin’de sesini yükseltti ve
“Biz Amerikalılar kaçırılınca böyle oluyoruz” dedi
Masaki: “Beni yanlış anlamayın Bay Griffin, size zarar vermek gibi bir niyetim yok, benim tarzım bu”
Griffin:”Ne tarzı bu?”
Masaki: ”Ben asosyalim, başkaları gibi sekreterinizden randevu alıp, sonra bekleyip, sizinle konuşmaya gelmektense, sizi alıp konuşmaya gitmek bana daha çok uyan bir davranıştır hem konuşacaklarımız çok özel olduğu için herkes içinde konuşamayız”
Griffin: ”Umarım beni kaçırmanıza değecek bir sebeptir, çünkü boş yere yıllarınızı hapiste geçirmek istemezseniz”
Masaki, cebinden siyah bir bez çıkarıp “Bu da bir prosedür” dedi ve uzatıp gözlerini bağlamasını istedi, Griffin, bezi itiraz etmeden aldı ve gözlerini bağladı Masaki, onun yüzüne bakarak bezi biraz daha aşağı indirdi ve şoförünün omzuna dokunarak daha önceden hazırladıkları yere gitmesini işaret etti. Yarım saat sonra Jeep yavaşladı ve yapım aşamasındaki bir binanın garajına girdi, önde oturan adamlar ilk önce inip etrafı kontrol ettiler ve geri dönüp birisi Masaki’nin kapısını açtı diğer ise Griffin’in kapısını açarak onu dışarı çıkardı, yürüyerek bir deponun içine girdiler, Masaki arkasına dönerek bir adamına “Sen kapının dışında kal, gelen olursa haber ver” dedi diğer adamına da “Sen de arabaya git orada bekle bizi” deyip demirden eski bir kapıyı açıp Griffin’le beraber bir odanın içine girdi, ardından içerdeki kırmızı döşemeli koltuklardan birine Griffin’i oturtup, gözlerini açtı sonra karşısına geçip oturdu “Hoş geldiniz, Bay Griffin” dedi
Griffin, sakinliğini koruyordu ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu ama kendisine zarar verilmeyeceğine dair içinde garip bir güven vardı, susup karşısındaki ufak tefek adamın ne söyleyeceğini duymak istiyordu. Etrafına baktığında duvarları sıvasız yerleri seyrek karolarla kaplı, yukarda ki tek bir ampulün aydınlattığı bir odada olduğunu gördü ve sadece iki koltuk vardı birisinde kendisi birisinde ise Asyalı adam oturuyordu. Bu adamın her şeye rağmen kibar davranması onda ufakta olsa bir saygı uyandırmıştı, bacak bacak üstüne atıp “Dinliyorum…” dedi
Masaki : “Ben Çin’in uzay araştırmaları daire başkan yardımcısıyım, sizi buraya kadar bu şekilde getirmemizin nedeni neler yapabileceğimizi göstermekti ama asıl konu bu değil tabii”
Griffin: “Çin’de görüşmeler bu şekilde mi oluyor? Çin lokantası yok mu?”
Masaki :”Var.. Bay Grffin ve Amerika’dakiler gibi kötü değil, bizimkiler daha özenli yapılıyor, burada ise fast food gibi…”
Griffin: “ Buraya kadar yemeklerden bahsetmek için gelmedik değil mi?”
Masaki, Gülümseyerek ve işaret parmağını sağa sola sallayarak “Hayır bay Griffin, 21.12.2012 size bir şey ifade ediyor mu?”
Griffin, gözlerini kaçırıp burnundan nefes verip gülerek “Maya takviminin sonu olduğunu biliyorum”
Masaki : “Başka…”
Griffin: “Bu kadar”
Masaki:”Emin misiniz? Mesela geçenlerde yaptığınız toplantıda söyledikleriniz…”
Griffin:, bir anda neye uğradığını şaşırdı çünkü böyle bir cümle duyacağını hiç tahmin etmiyordu bu konuyu bilenler sadece o gün toplantıda olanlardı ve başkalarına haber vermeden önce ondan izin alacaklardı hele ki Çin’in bir yetkilisine söyleyecek kadar kimse saf olamazdı yapması gerekenin anlamazlıktan gelmek olduğunu düşündü “Neden bahsettiğinizi anlamadım?” dedi
Masaki: “Yapmayın bay Griffin, ikimizde saf değiliz! Toplantıda neler konuştuğunuzu biliyoruz ve bizde bu konuda çalışmalar yapıyoruz”
Griffin: “Nasıl öğrendiniz?
Masaki :”Öğrendik işte… Önemli olan bu değil, biz işbirliği için geldik”
Griffin: “Kimseyle işbirliği yapmayacağız, bu işi tek başımıza çözeceğiz, Amerika’nın gücü buna yeter”
Masaki: “Toplantıda bunları söylemiyordunuz ama”
Griffin: “Nasıl bir işbirliğinden bahsediyorsunuz?”
Masaki:”Şimdi güzel bir soru sordunuz bay Griffin, sizden, bu konuda atacağınız her adımda bizimde haberimizin olmasını istiyoruz ve eğer 2012’de Marduk’un dünyaya çarpmasını engelleyebilirsek bunu iki ülkenin beraber yaptığını duyurmanızı istiyoruz.”
Griffin: “Neden kendiniz yapmıyorsunuz?”
Masaki:”Çünkü gerçek şu ki siz hala uzay araştırmaları konusunda bizden bir 10 yıl daha ilerdesiniz, gerçi bazı sırlarınızı biliyoruz ama daha öğrenecek çok şeyimiz var”
Griffin: “Bunu kabul edemem, ben sadece Amerika ‘nın menfaatleri için çalışırım”
Masaki : “Bizde bazı ufak sırlarınızı medyaya açıklarız”
Griffin: “İstediğinizi yapabilirsiniz, size inanmazlar, bize inanırlar”
Masaki : “Bay Griffin, Aya gitme hikâyesini nasıl yarattığınızı çok iyi biliyoruz, elimizde onlarla ilgili kaset var, güzel bir stüdyo işi çıkarmışsınız… Hollywood, gerçekten çok iyi çalışıyor”
Griffin: “Hiç bir şey yapamazsınız, anca bunun gibi blöf yaparsınız”
Masaki : “Çin’den buraya blöf yapmak için gelmiş gibi mi gözüküyorum? Bakın Bay Griffin, bizde Marduk’la ilgili araştırmalar yapıyoruz ve herkese böyle bir olayın olabileceğini ispatlayabiliriz, ondan sonra insanlarla veya medyayla uğraşmak zorunda kalırsınız, böyle bir durumun ilk önce Çin tarafından bulunmuş olması NASA’yı komik duruma düşürür, Baskı altında çalışmak ya da çözüm yolu bulmaktan aciz olduğunuzu duymak istemezsiniz herhalde?”
Griffin: “Bu konunun ne kadar ciddi olduğunu biliyorsunuz, biz sizle ortaklaşa çalışırsak sizin elinize ne geçecek? Ya çözüm yolu bulamayıp hepimiz ölürsek?”
Masaki : “Biz öleceğimizi biliyoruz, önemli olan diğer seçenek üzerine çalışmak, bunu da sizin tecrübeniz ve bizim imkânlarımızla yapabiliriz. Dünyayı kurtarırsak bütün insanlardan daha fazla destek alırız… Her şey için…
Griffin, çenesinin altındaki sakalları kaşıyarak tek bir kelime söyledi “Tamam” bunu dürüstlükle söylemişti çünkü kaybedecek pek bir şeyi olmadığını fark etti çünkü her şey iki sene sonra yok olursa onu hatırlayacak hiç kimse olmayacaktı çünkü dünya diye bir yerde olmayacaktı , karşısındaki Çinli’nin niyeti gerçekten bu kadar saf mıydı? Ondan emin değildi ama öğrenmek için çok zamanı olacağını biliyordu.
Masaki, duyduğu olumlu cevap sonrasında yüzündeki gülümsemeyi saklayamadı, bir anda bu cevabı duymak onu şaşırtmıştı çünkü biraz daha direneceğini düşünüyordu elinde olan görüntüleri göstermemişti bile. Ayağa kalktı tekrar elini uzattı “Asansördeki tanışmamız pek hoş olmamıştı ama yeni bir başlangıç yapabiliriz” Griffin’de ayağa kalkıp elini sıktı ama bir şey söylemedi.
Masaki, cebindeki bezi çıkarıp tekrar Griffin’den onu gözlerine bağlamasını istedi, bağladıktan sonra beraber dışarı çıkarken
Grffin: “Peki ben buradan çıkışta sözümden dönersem ne olacak?
Masaki : “Bütün konuşmalarımızı kasete çektik, bunun bilinmesini istemezsin değil mi?”
Griffin: “Bunlara zorla söylettiğinizi söylerim”
Masaki: “O zaman bir daha ki karşılaşmamızda bu kadar misafirperver olmam, anladınız mı bay Griffin” deyip kapıyı açtı ve kapının önündeki adamına bakıp Griffin’i işaret etti, kendisi hızlı adımlarla jeep’e doğru yürürken adamı da Griffin’i kolundan tutup getiriyordu, jeep’in önündeki adamı Masaki’yi görünce hemen şoför koltuğuna geçti ve çalıştırmaya başladı, Masaki arkaya geçip oturdu, adamı da onun yanına Griffin’i oturtup kendiside ön koltuğa oturdu, Masaki, şoförüne “Haydi, bay Griffin’i bırakalım” dedikten sonra Griffin’e dönüp “Yapacağınız her şeyi bize anlatacaksınız, biz size ulaşacağız” deyip onun koluna dokunur. Jeep garajdan çıkıp ana yola girdikten sonra Masaki, “Tamam, burada” deyip Jeep’i durdurdu ana yolda Lenn’s yeri isimli bir restoranın önünde Griffin’i indirdi “İyi akşamlar, tanıştığımıza memnun oldum” dedi ve kapıyı kapatıp hızla ilerlerdi. Griffin ilk önce gözündeki bezi çıkardı, jeep çoktan gitmişti, cep telefonunu çıkarmak için ceketinin ceplerini kontrol etti ama cep telefonunu vermemişlerdi, yoldan geçen bir taksiyi durdurdu ve evine gitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder